Diyet Yaptığım Halde Neden Kilo Veremiyorum? Kilo Vermeyi Zorlaştıran Gerçek Nedenler
Çözüm her zaman "daha az yemek" değildir. Kilo vermeyi zorlaştıran tabloyu porsiyondan uykuya, iştahtan metabolik duruma kadar bütün olarak ele alıyoruz.
"Diyet yapıyorum ama kilo veremiyorum."
Kilo verme sürecinde en sık karşılaştığımız cümlelerden biri bu. Üstelik çoğu zaman kişinin gerçekten çaba gösterdiğini görüyoruz. Kahvaltısını azaltıyor, ekmeği kesiyor, akşam yemeğini hafifletiyor, ara öğünlerini düzenliyor; ancak tartı istediği yönde ilerlemiyor.
Bu noktada iki uç yaklaşım ortaya çıkıyor. Birincisi, "Yeterince az yemiyorsun" diyerek her şeyi kalori hesabına indirgemek. İkincisi ise "Metabolizman bozulmuş, hormonların çalışmıyor" diyerek kilo verememeyi tek bir nedene bağlamak.
Oysa kilo yönetimi bundan çok daha karmaşık.
Öncelikle gerçekten enerji açığı oluşuyor mu?
Kilo kaybının temelinde enerji dengesi vardır. Ancak günlük enerji alımını yalnızca ana öğünlere bakarak değerlendirmek çoğu zaman yanıltıcıdır.
Örneğin sağlıklı olduğu düşünülen kuruyemiş, tahin, zeytinyağı, granola veya kuru meyveler besleyici olabilir. Fakat porsiyonlar büyüdüğünde günlük enerji alımı beklenenden çok daha yüksek hale gelebilir.
Hafta sonu tüketimleri, kahveye eklenen şuruplar, yemek hazırlanırken yapılan küçük atıştırmalar veya "bir lokma" olarak düşünülen yiyecekler de toplam alımı etkileyebilir.
Burada danışanı suçlamak yerine beslenme düzenini objektif biçimde görmek gerekir.
Çok az yemek de çözüm olmayabilir
Kilo vermek isteyen birçok kişi, sonuç alamadığında porsiyonlarını daha da küçültür.
Ancak uzun süreli ve aşırı kısıtlayıcı beslenme; açlık, yorgunluk, diyete uyum problemleri ve günlük fiziksel aktivitede azalma gibi sorunlara yol açabilir.
Üstelik kişi hafta boyunca çok az yiyip hafta sonunda kontrolünü kaybediyorsa, kağıt üzerinde "çok az yiyen" biri olmasına rağmen haftalık enerji dengesi beklediği kadar düşük olmayabilir.
Bu nedenle fonksiyonel yaklaşımda yalnızca "Bugün kaç kalori aldın?" sorusunu değil, "Bu beslenme düzenini gerçekten sürdürebiliyor musun?" sorusunu da sorarız.
İnsülin direnci olabilir mi?
Özellikle bel çevresinde yağlanma, yemeklerden kısa süre sonra tekrar acıkma, yoğun tatlı isteği veya metabolik risk faktörleri bulunan kişilerde glukoz metabolizması değerlendirilmelidir.
Fonksiyonel değerlendirmede beslenme düzeni, fiziksel aktivite, uyku ve vücut kompozisyonu birlikte ele alınır.
Uyku ve stres neden önemli?
Uykusuzluk yaşayan bir kişinin ertesi gün yalnızca enerjisi azalmaz. İştahını yönetmesi, hareket etmesi ve planladığı beslenmeye bağlı kalması da zorlaşabilir.
Benzer şekilde yoğun stres dönemlerinde bazı kişiler daha fazla yerken bazıları öğünlerini atlayabilir. Dolayısıyla stresin kilo verme üzerindeki etkisini yalnızca "kortizol yükseldi, kilo veremiyorsun" şeklinde açıklamak doğru değildir.
Asıl önemli olan, stresin kişinin uyku, iştah, yeme davranışı ve hareket düzenini nasıl değiştirdiğini anlamaktır.
Tartı neden bazen gerçeği göstermez?
Özellikle kadınlarda adet döngüsü, ödem, tuz tüketimi, bağırsak hareketleri ve karbonhidrat tüketimindeki değişiklikler tartı ağırlığını kısa vadede değiştirebilir.
Bu nedenle üç günlük tartı sonucuna bakarak "diyet işe yaramıyor" demek doğru değildir.
Bel çevresi, vücut kompozisyonu, kıyafetlerin oturuşu ve uzun dönem ağırlık eğilimi de değerlendirilmelidir.
Sonuç
Diyet yaptığınız halde kilo veremiyorsanız çözüm her zaman daha az yemek değildir.
Bazen problem porsiyonlarda, bazen sürdürülemeyen bir beslenme modelinde, bazen hareketsizlikte, bazen uykuda veya iştah yönetiminde, bazen de değerlendirilmesi gereken metabolik ya da tıbbi bir durumda olabilir.